Makaleler

Dünya, Gigya mı Olacak? – Bülent Fidan

Bazen bazı sözcükler birden popülerleşir ve ilgili olmasa da tüm alanlarda kendine yer bulur. Geçmişten bugüne imaj, pazarlama, ekonomi, koç, marka sözcüklerinde olduğu gibi. Bir sözcüğün-kavramın popülerlik kazanmasında öncelikle o kavramın “iyi” bir durumu ifade etmesi, ardından da “insanların bu kavram ile kendilerine, sosyal çevrelerinde yeni olanaklar sağlama şansı” yatar. Örneğin son olarak günümüzde marka kavramı, iyi olan, değerli olan sıfatlarıyla bütünleştiği için herkese, her yere uyarlanmaya başlandı. Bunlardan biri de GIG… Bugün gig olarak adlandırdığımız yeni nesil çalışma sistemi belki bir iki yıl sonra farklı bir kavramla ifade edilecek. Ama şimdilik elimizde “gig” var ve bunu anlatacağız. Etimolojik kökeni 13. yüzyıla kadar uzanan “gig” sözcüğü, atların çektiği hafif ve tekerlekli arabalardan gülüşmeye kadar değişik anlamlarda kullanılmış. 1900’lerin başında ise caz müzisyenleri tarafından müzik literatürüne, kısa zamanlı, bir gecelik, sürekli olmadan bir eğlence mekânında müzik yaparak para kazanmak olarak dahil edilmiş.

Günümüzde kavramın içeriğini olumlu değerlendirenlerin yanı sıra, bir olgu haline gelen kavramın yaratacağı olumsuz toplumsal gelecek kaygısı ile karşı görüşte olanlar da var. Ama olgu olarak varlığını kabul ettiren gig durumu, özellikle artık, “gig ekonomisi” (gig economy, on-demand economy, peer economy, renting economy, sharing economy) olarak ifade edilip değerlendiriliyor. Çünkü bir üreten, tüketen, ortadaki işin sunulduğu ya da bir nesnenin paylaşıldığı dijital pazar yerleri ve parasal değerle satış-kiralama sistemi oluşmuş durumda. Araştırdığınızda paylaşım ekonomisi ile serbest çalışmanın birlikte değerlendirildiğine rastlayacaksınız. Çünkü, gig ekonomisi adı verilen sistemde bu iki kavram bir arada değerlendirilmektedir. Buradaki oluşum, kişilerin sahip olduğu ürünleri (mekân, eşya ve araçlar da), ihtiyaç duyan diğer kişilerin kullanımına sunması veya takas etmesi şeklinde olabildiği gibi hizmet maliyetlerini paylaşma veya iş, beceri ve yetenek paylaşımı şeklinde de gerçekleşmektedir. Bu paylaşımı gerçekleştirmek isteyenler, geniş kitleler ile iletişim kurabilmak için dijital ortamdan yararlanmaktadırlar. Bu nedenle de gig ekonomisinin temel yapısı internet üzerinde, teknoloji ile ilerlemektedir.

Gig ekonomisinin en çok tartışılan kısmı serbest çalışanlarla ilgili olan taraf. Bugüne kadar alıştığımız işçi-işveren ilişkisi, yasalarla düzenlenen çalışma koşulları, işçi ve işveren hakları, çalışma ortamlarının çalışan ya da iş süreci için düzenlenme çabaları, işlerin “iş saati” adı verilen ve genelde finans dünyası çalışma saatlerine göre planlanan zaman dilimleri, dünyaya entegre olma yöntemleri, işveren ve işçi iletişim yöntemleri gibi pek çok durum, gig ekonomisi ifade edildiğinde artık ya tamamen farklı bir içeriğe (yoğunlukla dijital paylaşım ve paylaşımın yapıldığı platforma kayıt olup isteğe göre işi kabul etme) sahip ya da hiçbir şekilde gig içeriğinde bulunmuyor.

Gig ekonomisine geleceğin ekonomik platformu ve sistemi olarak olumlu yaklaşanların en büyük argümanları serbest çalışma, işin-hizmetin-ürünün niteliğine göre dilediğin zaman çalışma, dilediğin koşullarda çalışma, mekâna bağlı olmama, istediğin işi ve işvereni seçebilme, bireyin özgürlüğü, dünya ile tam entegre olabilme, elindeki olanakları başkaları ile bir ağ üzerinden ya da lokasyon faydası ile paylaşabilme, teknolojiyle birlikte fütürist bir yeni nesil yaşam oluşturma olarak vurgulanıyor.

Teknoloji tabanlı platformlar aracılığıyla vasıf gerektirmeyen, kişiyi geliştirmeyen, paraya ihtiyacı olanların anlık çalışabildiği işler olarak adlandırılan, servis etme, evde çalışma, 24 saati işe göre planlayıp çalışma olarak sunulan gig çalışmada, ne yazık ki bireyin geleceğini öyle ya da böyle garantiye alabileceği bir sosyal güvenlik sistemi olmaması en önemli sorunların başında geliyor. Her şeyi güllük gülistanlık olarak gösterenlere karşı araştırmalar farklı veriler de ortaya koyuyor. JP Morgan’ın araştırmasında (2016), gig türü serbest çalışanlar, ağ ve lokasyon tabanlı rekabet ortamlarında, yaptıkları işlerde önceki seneye oranla iş yaparken daha çok zaman harcamışlar, rekabetten ötürü çok daha ucuza iş yapmışlar, kendi yeteneklerini doğru değerlendiren kişilerle iş yapma oranları düşmüş ve asıl önemlisi yaptıkları iş herkes tarafından sınırsızca ve özgürce yapılabildiği için, iş alanları bir iş-meslek olarak görülmekten çıkmaya başlamış.

Serbest çalışma modeli yeni değil. Yüzyıllardır varolan bir sistem. Kimi vasıflı kimi vasıfsız olarak serbest çalışıyor. Serbest çalışmada kurallar iş yapanın belli bir iş yerine sosyal güvenlik sistemi ile dahil olmaması, aylık vergi ödediği sürekli belirlenmiş gelirle çalışmaması, iş için işveren ile anlaşmaya dayalı çalışması ve sınırları belirlenmiş bir iş olarak tanımlanabilir. Hamallık, çocuk bakıcılığı, ev yemeği yapıp satmak, evden kafelere- restoranlara-iş yerlerine yemek ve tatlı yapmak, bireysel danışmanlıklar, tasarımcılar, boyacılar, çevirmenler, kod yazıcılar, yazılımcılar, çilingirler, tamirciler gibi pek çok alan serbest çalışma olarak değerlendirilir. Hatta uzmanlık gerektiren ve kendi ofisinde çalışan avukat ya da doktorları bile istersek serbest çalışma olarak değerlendirebiliriz. Pek çok sanatçıyı bile bu kategoride görebilirsiniz. Ancak bugün gig ekonomi olarak adlandırılan çalışma modelinin bildiğimiz klasik serbest çalışmadan farkları var. Yeni finansal modellerin oluşturduğu iş şekilleri, teknolojinin iş yapış şekillerini değiştirmesi, teknolojiyle birlikte yeni nesillerin yaşam tarzlarındaki yenilikler etkenler arasında.

Dünyada teknoloji temelli yatırımların giderek daha da artması ve toplam değer içinde çok büyük bir kısmı ele geçirmesinin bir nedeni de aslında dünya nüfusunun %55’ten fazlasının kentlerde yaşıyor olması (Türkiye’de bu oran % 70’i geçti- TÜİK 2018 verileri). Bu da kent yaşamına bağlı olarak yaşam tarzlarının “daha iyi kent yaşamı” çerçevesinde değişimini zorluyor. Bu değişim de doğal olarak çalışma şekline kadar her alana müdahale ediyor. Teknolojik yönelimin bu kadar ısrarla artmasının temel nedeni de kentlerdeki yaşamın iyileştirilmesi üzerine yapılanıyor. Büyük kentlerde yol nedeniyle zaman kaybı, ihtiyaç duyulan hizmete ulaşabilme kısıtlılığı, trafik, iyiyi arama ve bulma zorluğu gibi pek çok kent bariyeri gig platformlarını gerekli ve değerli hale getiriyor. Değişik kaynaklar dünyada çalışanların halen %13-15’lik diliminin serbest çalıştığını gösteriyor. Genel olarak ise gig kapsamında çalışanların en çok olduğu ülke %25’e yakın bir oranla ABD.

Gig ekonomisinin en büyük destekçisi 4. Endüstriyel Devrimin savunucuları. 4. Endüstriyel Devrimin gelecek planında insanların ofis, fabrika ve benzeri mekânlarda sabit işlerde çalışmak yerine “özgür” ve “mobil” yaşamın parçası olması yatıyor. Onların yerine işler için robotlar gündeme gelecek… Bu sayede emek maliyeti azalacağı için ürünler daha az maliyetle üretilecek. Bu da ürünlerin satın alımında ekonomik bir fiyatlamayı da beraberinde getirecek. Peki, işsiz kalacağı varsayılan kitleler ne olacak? Tabii ki yeni meslekler onlar için doğacak. Gig ekonomi platformları da bunlardan biri. Gig ekonomisi sadece teknolojinin dönüştürdüğü bireysel emeğe-fikre dayalı çalışma alanlarından oluşmuyor. Yazının başında da belirttiğim gibi gig aslında serbest çalışanlar ve bir eşyasını paylaşanlardan oluşuyor. Evin fazladan kullanılmayan bir odası, boşa duran arabanın olması, motosiklet ya da bisiklet sahipliği, boş zamanda evdeki bir aleti kullanarak üretim yapma olanağı gibi durumlarla gig ekonomisi, geniş bir ağ ile kiralama, satın alma, birlikte kullanma, masrafları paylaşma, değişim olgularını da gündemine aldı. Bu nedenle gig ekonomisi hem ağ hem de lokasyon tabanlı bir ekonomi sistemi. Yani aynı zamanda paylaşım ekonomisi alanında. Serbest çalışanlar kesiminde, sosyolojik olarak eskinin proletaryası ile de sık sık karşılaştırılan gig ekonomisini oluşturan bireylere “prekarya” adı veriliyor. İlk olarak Guy Standing’in dile getirdiği prekarya, proleterya gibi birbirine kenetlenen değil, tamamen kendine has bireyselliğe dönük çalışma tarzına uyanlara deniyor. Prekarya, precariousness (güvencesiz) ve proleratariat (emeğini satarak geçimini sağlayanlar) kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur (Mahfi Eğilmez).

Bu alanda hep verilen aynı örnekler olarak UBER, Airbnb, Upwork, Armut.com, mTurk.com (Amazon Mechanical Turk) gibi platformlar, gig platformlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu ağlar, kişisel olarak vasıflı ya da vasıfsız ek iş ya da tamamen bu işi yapmak isteyenler ile bu ağlarda sunulan hizmetleri almak isteyenleri bir araya getiriyor. Bu anlamda baktığımızda yararlı gibi duran bir sistem. Tüketici odaklı ve yapılan işi hep uygun kişilerle buluşturma hem de maliyeti oldukça düşürme durumunu yaratan, bu nedenle de hem kurumlarca hem de bireylerce tercih edilen bir yönelim. Gig platformları aynı zamanda dijital gelişme sayesinde dünyada işveren ve işçiler ile kiralayan ve kiraya verenler için sınırları da ortadan kaldırıyor.

Gig ekonomisini büyüten ve küreselleştirilen platformların değerleri, yaşam kalitesine katkı, işi yapanlarla platform arasındaki % paylaşımı, bariyerleri ortadan kaldırma kabiliyetleri, coğrafik ulaşılabilirlik gibi parametrelerle ölçülüyor.

2018 itibariyle bu platformlar hangileri?

Care.com, Taskrabbit, Guru, Rover, HopSkipDrive, Freelancer, Fiverr, Favor, Upwork, DorrDash, BellHops, Turo, VRBO, Shipt, Lyft, Etsy, Getaround, Instacart, Airbnb, TaskEasy, Uber, Zeel, AmazonFlex, Postmates, GrubHub, Caviar, Handy, Dolly, UberEats, Wag…

Bu platformlara tam bir pazar yeri demek istemiyorlar. Bu platformlar ürün değil, tercihe bağlı hizmet verilmesi üzerine kurulu. Tüm dünyada 2025 yılına kadar parasal değerin 335 milyar dolar seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.

Gig platformları yukarıda da belirttiğim üzere iki kategoride değerlendirilmeli. Vasıfsız bireylerin dahil oldukları platformlar ve vasıflı bireylerin uzmanlıkları ile yer aldıkları platformlar. Vasıfsızlarda Uber gibi sadece sürücü ehliyeti olması, boş vaktinin olması ile kurumlar arasında ürün alıp götüren servis elemanı olması ya da evinin boş odasını sürekli temiz ve düzenli tutarak Airbnb konukları için hazır bekletmesi sıralanabilir. Vasıflılarda ise evinde ya da kafede oturarak kod yazma bilgisini, çeviri yeteneğini ya da bir eve giderek boya yapma bilgisini kullananlar sıralanabilir.

Gig ekonomisi her ülkede giderek büyüyor. Sınırları aştığı için küresel yapısını da genişletiyor. Ancak, gig ekonomisinin çözülmesi gereken sorunları var. Gig ekonomisinin prekaryası, gelecek için yaşam koşulları çerçevesinde ciddi bir sosyal hak ve sosyal güvenlik sorununun da büyümesini beraberinde getiriyor. Bu da aslında büyük küresel bir sosyo-ekonomik krizin temellerinin daha bugünden atılmış olması anlamına geliyor.

1929 ekonomik krizinden ya da 2008 krizinden çok daha büyük bir krizden söz ediyorum. Vergilendirme, sosyal güvenlik sistemine dahil edilme, fazla çalışma ücretlendirmesi, yapılan işin telifine fikri mülkiyet ve emek hakları, bireylerin vasıflarının doğru değerlendirilmesi, sınırları aşan hizmetlerde ödeme ve vergilendirmenin hangi sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiği, siber güvenlik, iş anlaşmazlıklarında kanunların nasıl işleyeceği, örgütlenme özgürlüğü gibi proletaryanın kapitalizmin ilk yıllarında yaşadığı sorunların çok daha fazlasının acilen küresel platformda çözümlenmesi gerekiyor. Yoksa büyüyen sadece bir ekonomik model değil, bir mega sosyo ekonomik kriz olacak…

Kaynakça:

-McKinsey Global Institute, (2017), A Future That Works: Automation, Employment and Productivity // newyorker.com/magazine/ 2017/05/15/is-the-gig-economy-working // Standing Guy, Prekarya, Yeni Tehlikeli Sınıf, İletişim Yayınları, İstanbul 2019. fitsmallbusiness.com/best-gig-employers manifold.press/teknosofist-gig-ekonomisi- ve-teknoloji // steemit.com/steemgigs/@ plushzilla/the-gig-economy-how-toget- on-a-role-with-steemgigs // handerella. com/top-10-highest-paying-gig-economyjobs- in-2018-zulweb.html // vergidosyasi.com/2018/09/02/gig-ve-paylasim-ekonomisi-ve-vergisel-boyutu/// Paylaşım Ekonomisi: Dünya ve Türkiye Örneklerinin Karşılaştırılması // Yrd.Doç.Dr. Esra G. KAYGISIZ, Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari BilimlerFakültesi İşletme B.lümü, // Yrd. Doç.Dr. Işıl DEMİRTAŞ, Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Bülent Fidan

Kaynak: Bülent Fidan